Danıştay 8. Dairesi, YÖK’ün üniversiteye giriÅŸte farklı katsayı uygulaması öngören 17 Aralık 2009 tarihli kararının yürütmesini oy birliÄŸiyle durdurdu.
Danıştay 8. Dairesinin, YÖK’ün farklı katsayı uygulaması öngören kararının yürütmesinin durdurulmasına iliÅŸkin gerekçesinde, alan içi tercihlerde 0.8, alan dışı tercihlerde 0.3 katsayısının esas alınacağına iliÅŸkin düzenlemenin deÄŸiÅŸtirilerek alan içi 0.15, alan dışı 0.13 katsayı farkına dönüştürülmesine iliÅŸkin dava konusu kararın hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı sonucuna ulaşıldığı belirtildi.
Danıştay 8. Dairesi, YÖK’ün 17 Aralık 2009 tarihli yeni kararının, iki, üç ve dördüncü maddelerinin yürütmesini oy birliÄŸiyle durdurdu.
Dairenin gerekçesinde, dava konusu kararın ikinci maddesinde,”Yükseköğretime GeçiÅŸ Sınavı (YGS) puanları ile yerleÅŸtirme yapılan programlar ve Lisans YerleÅŸtirme Sınavı (LYS) puanları esas alınarak yerleÅŸtirme yapılan programlarda, ilgili Ağırlıklı Ortaöğretim BaÅŸarı Puanı (AOBP), adayın kendi alanında bir programı tercih etmesi halinde 0,15; alanı dışında bir programı tercih etmesi halinde ise 0,13 ile çarpılır. Ortaya çıkan sayının sınav sonucuna eklenmesi suretiyle bu aÅŸamadaki yerleÅŸtirmeye esas olacak puan belirlenir” hükmünün yer aldığı hatırlatıldı.
Kararın, üçüncü maddesinde, ”Adaylardan öğretmen lisesi ve meslek lisesi mezunu olanların, sınavsız kayıt hakkı olanlar dışında, kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde ilgili ağırlıklı ortaöğretim baÅŸarı puanlarının 0,05 ile çarpımı sonucunda bulunan puan 2. maddeye göre hesaplanan toplam puana ayrıca eklenir”, dördüncü maddesinde ise ”Meslek Yüksek Okullarının sınavsız geçiÅŸten boÅŸ kalan kontenjanlarına açık öğretim programlarına ve meslek liselerinin devamı niteliÄŸindeki lisans programlarına YGS puanları esas alınarak yerleÅŸtirme yapılır” kuralının getirildiÄŸi belirtildi.
Gerekçede, şöyle denildi: ”Katsayı farkının belirlenmesinde davalı Yükseköğretim Kurulu BaÅŸkanlığının iddia ettiÄŸi gibi bireylerin devlete karşı korunması deÄŸil, devletin bireylere tanıdığı ve yararlandırdığı hakların tam ve gereÄŸince kullanılmasının saÄŸlanması amaçlanmalıdır. Yani bireylerin haklarının birbirlerine karşı korunması, sahip olunan hakların özüne ve ruhuna uygun kullanımının saÄŸlanmasıdır. Maddi olayda ölçülülük ilkesinin hareket noktası da öğrencilerin mesleki eÄŸitim, genel lise eÄŸitimi ve genel liseler içinde alan, bölüm seçerek oluÅŸturdukları birikimin adil bir deÄŸerlendirmeye tabi tutulmasını saÄŸlamaktır. Bu ayrımların kaldırılması sonucunu doÄŸuran bir düzenlemenin eÄŸitim sisteminin örgütleniÅŸ biçimindeki bütünlüğü bozacağı ve yargı kararlarına aykırı olacağı açıktır.”
-YÖK’ÜN SAVUNMASI-
Davalı Yükseköğretim Kurulu BaÅŸkanlığının savunmasına da yer verilen gerekçede, YÖK’ün yargı kararları nedeniyle oluÅŸtuÄŸunu ileri sürdüğü hukuki boÅŸluÄŸu gidermek için belirlediÄŸi farklı katsayı oranına iliÅŸkin açıklama yaparken ”yönlendirme amacıyla getirilen sınırlamanın bireyin yükseköğrenim hakkını ortadan kaldırmaması, istediÄŸi takdirde makul seviyede bir gayretle bu sınırlamayı aÅŸabilmesine imkan verilmesi gerektiÄŸi, aksine bir yaklaşımın bireyi katlanamayacağı bir sorumluluk altına sokarak Anayasanın beÅŸinci maddesine aykırılık teÅŸkil edeceÄŸi, yasal kuralların ilgililerin farklı bir alanı tercih etmelerinin engellenmesi sonucunu doÄŸuracak düzenlemeleri içermediÄŸi gibi meslek lisesi mezunlarına kendi alanlarından farklı bir alanda yükseköğrenim görmek istemeleri halinde de farklı katsayı uygulanacağına iliÅŸkin bir düzenleme yer almadığı, farklı katsayı uygulamasının meslek liselerini olumsuz etkileyeceÄŸi, sınav sürecinin baÅŸladığı, kılavuzların hazırlandığı bu aÅŸamada oluÅŸacak deÄŸiÅŸikliklerin öğrencilerin baÅŸvurularında belirsizlik yaratacağı”nın ileri sürüldüğü belirtildi.
YÖK’ün bu savunmasının, farklı katsayı uygulamasını kaldıran düzenlemeye yönelik olarak açılan davalarda verilen savunmalarını tekrar eder nitelikte olduÄŸu ifade edilen gerekçede, ”Bu ÅŸekilde katsayı farkının olmaması ya da olacaksa da aşılabilir bir niteliÄŸinin bulunmasına yönelik olan bir amacın, mevzuatta öngörülen ve dairemizce ve İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlarda da vurgulanan temel ilke ve yaklaşıma uygun olmadığı açıktır. Ayrıca uygulanacak katsayı sınavlar sonucunda yerleÅŸtirmeye esas puanın hesaplanmasında dikkate alınacağından sınavlara baÅŸvurma ve sınavları engelleyici bir husus deÄŸildir” denildi.
Gerekçede, ”1998 yılından itibaren uygulanan ve hukuka uygunluÄŸu yargısal kararlarla istikrar kazanmış farklı katsayı uygulaması ile dava konusu karar alınıncaya kadar uygulanmakta olan alan içi tercihlerde 0.8, alan dışı tercihlerde 0.3 katsayısının esas alınacağına iliÅŸkin düzenlemenin deÄŸiÅŸtirilerek alan içi 0.15, alan dışı 0.13 katsayı farkına dönüştürülmesine iliÅŸkin dava konusu kararın hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı” vurgulandı.
Kararın ayrıca yargı kararlarının gereklerine aykırı olduÄŸu ve yargı kararlarını geçersiz kıldığı sonucuna ulaşıldığı belirtilen gerekçede, ”Bu durumda, dava konusu düzenlemenin ikinci maddesinde hukuka uyarlık bulunmamıştır. Düzenlemenin üçüncü maddesi ve kararın dördüncü maddesindeki puanlama sistemi ikinci maddeye dayandırılmış olduÄŸundan, hukuki geçerliliÄŸinden söz etmeye olanak yoktur. Dava konusu kararın iki, üç ve dördüncü maddelerinin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar oluÅŸacağı da açıktır” denildi.
Danıştay 8. Dairesinin, YÖK’ün farklı katsayı uygulaması öngören kararının yürütmesinin durdurulmasına iliÅŸkin gerekçesinde, uygulanmakta olan ve zaman içinde birtakım sonuçlar doÄŸurarak istikrar kazanan bir düzenlemenin deÄŸiÅŸtirilmesi ya da kaldırılması için hukuk düzeninde veya maddi olayda bir deÄŸiÅŸiklik olması gerektiÄŸi vurgulanarak, ”Yani önceki uygulamayı kaldıran ve yeni bir uygulama getiren düzenlemenin hukuken geçerli sebeplere dayanması gereÄŸi tartışmasızdır” denildi.
Dairenin gerekçesinde, davacı İstanbul Barosunun dava açma ehliyeti olup olmadığı konusu irdelendi. ÇeÅŸitli baro baÅŸkanlıklarının Danıştayda açtığı davalardan örnekler verilen gerekçede, Avukatlık Yasası’nda yapılan deÄŸiÅŸiklikten sonra açılan davalarda, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken iptal davasının genel amacının yanı sıra dava konusu idari iÅŸlemin niteliÄŸi, bu iÅŸlemin hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini etkileyip etkilemediÄŸi, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan eÅŸitlik, kiÅŸinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliÄŸi, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarının ihlal edilip etmediÄŸine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü ancak daha geniÅŸ yorumlandığı vurgulandı.
Dava konusu karar ile yükseköğretime giriÅŸte bir sistem getirildiÄŸi ve bu düzenlemeyle ülkenin eÄŸitim sisteminin bütününün etkilendiÄŸi ifade edilen gerekçede, ”Dava konusu kararın bu özelliÄŸi nedeniyle genel kamu yararı ile ilgili bulunduÄŸu açıktır. Yargı kararlarının uygulanmadığı savıyla açılan bu davada, iÅŸlemin hukuki niteliÄŸi ile hukukun üstünlüğünü koruma görev ve yükümlülüğü bulunan davacı baro baÅŸkanlığının iddiaları birlikte dikkate alındığında davacının dava konusu kararla menfaat ilgisinin bulunduÄŸunun kabulü zorunludur” denildi.
İstanbul Barosu BaÅŸkanlığının Yükseköğretim Genel Kurulunun 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açtığı davada, davalı YÖK’ün ”İstanbul Barosunun dava açma ehliyetinin bulunmadığına iliÅŸkin iddiası”nın da bu nedenlerle kabul edilmediÄŸi anımsatılan gerekçede, ”Davalı idarenin söz konusu kararına yönelik olarak verilen yürütmenin durdurulması kararı sonrası tesis ettiÄŸi dava konusu iÅŸleme karşı Baro tarafından dava açılabileceÄŸi de tartışmasızdır” denildi.
Davacı baro baÅŸkanlığının YÖK’ün 21 Temmuz 2009 tarihli kararına karşı açtığı davada yürütmenin durdurulmasına karar verildiÄŸi anımsatılan kararda, YÖK’ün yeni kararının, Danıştay 8. Dairesi ve İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlar nedeniyle oluÅŸtuÄŸu ileri sürülen hukuki boÅŸluÄŸun giderilmesi amacıyla tesis edildiÄŸinin belirtildiÄŸi ifade edildi.
-”SINIRSIZ VE MUTLAK BİR TAKDİR YETKİSİNDEN SÖZ EDİLEMEZ”-
Anayasa ve yasalara göre, idarelerin takdir yetkisine dayalı olarak tesis ettiÄŸi iÅŸlemlerin de idari yargı denetimine tabi olduÄŸunu vurgulanan gerekçede, ÅŸunlar kaydedildi: ”Takdir yetkisinin kullanımı idareyi yargı denetiminden bağışık kılmaz, hukuk devletinde sınırsız ve mutlak bir takdir yetkisinden söz edilemez. Hukuk devleti olmanın gereÄŸi, idarelerin takdir yetkisine dayalı olarak tesis ettikleri bireysel ya da düzenleyici iÅŸlemlerin hukuken geçerli ve objektif bir sebebe dayanmasıdır. Takdir yetkisine dayalı iÅŸlemlerin, hukukun belirlediÄŸi sınırlar ve eÅŸitlik kuralı gözetilerek kamu yararına ve hizmetin gereklerine uygun ÅŸekilde objektif, makul ve geçerli neden ve gerekçelere dayalı olarak tesis edilmesi gerekir.”
Yürütmenin durdurulması kararının, davanın esası hakkında verilen kararlar gibi yerine getirilmesinin zorunlu olduÄŸu vurgulanan gerekçede, yürütmenin durdurulması kararının hukuki gereklerine uygun bir iÅŸlem tesis edilmesinin de Anayasal ve yasal zorunluluk olduÄŸuna iÅŸaret edildi. Gerekçede, ÅŸu tespitler yapıldı: ”Yargı kararlarının uygulanması konusunda idarelere herhangi bir takdir yetkisi tanınmadığı açıktır. Yani idarelerin yargı kararlarının doÄŸruluÄŸunu tartışma ve buna göre uygulama yapma yetkisi bulunmamaktadır. Anayasa ve yasa hükümleri ile idare hukuku ilkesi gereÄŸi idareler iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir iÅŸlem yapmak ve iptal edilen iÅŸlemden doÄŸan sonuçları ortadan kaldırmak ve önceki hukuki durumun geçerliliÄŸini saÄŸlamakla görevlidir. Bu nedenle idareler iptal kararlarının amaç ve kapsamı dışında bir iÅŸlem tesis edemez. İdarelerin bu amaç dışında baÅŸkaca bir tercih ve takdir hakkı yoktur.”
-”MİLLİ EĞİTİM TEMEL YASASI’NIN ASIL AMACI”-
Yükseköğretim Kurulunun, 30 Temmuz 1998 tarihli kararı ile 1999 yılından itibaren baÅŸlatılan uygulama ile tek aÅŸamalı sınav ve sözel, sayısal ve eÅŸit ağırlıklı ortaöğretim baÅŸarı puanlarının hesaplanmasında farklı katsayı uygulamasının baÅŸlatıldığı belirtilen gerekçede, ortaöğretim kurumlarından mezun olanların öğrenim gördükleri meslek ya da alanda yükseköğrenim görmelerinin Milli EÄŸitim Temel Yasası’nın asıl amacı olduÄŸu vurgulandı.
Bu amaca uygun olarak öğrencilerin meslekleri ya da alanları dışında eğitim görmek istemeleri halinde üniversite puanlarının daha düşük bir katsayı, tersine durumda ise daha yüksek katsayı uygulanacağına ilişkin anılan kararın alındığı ve uygulamanın 1999 yılından itibaren başlatıldığı ve o tarihten bu yana uygulandığı anımsatıldı.
Yükseköğretim Kurulunun bu kararlarıyla ilgili uygulamalarına karşı daha önce birçok dava açıldığı ve verilen ret kararlarının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca da onandığı ifade edilen gerekçede, böylece, farklı katsayı uygulamasında hukukun temel ilkelerine, Anayasa ve ilgili yasalara aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtildi.
Gerekçede, davalı idarenin farklı katsayı uygulamasını kaldıran 21 Temmuz 2009 tarihli kararına karşı açılan davalarda, ”farklı katsayı uygulaması konusunda yargı kararlarıyla istikrar kazanmış bir sistemin yerleÅŸmiÅŸ olduÄŸu ve bu kararlardan sonra mevzuatta bu kararın aksine yapılmış yasal bir düzenleme bulunmadığı, yargı kararlarında yapılan hukuki deÄŸerlendirmelerin bugün için de geçerliliÄŸini sürdürdüğünün belirlendiÄŸi” kaydedildi.
Dairenin gerekçesinde, İdari Dava Daireleri Kuruluna yapılan itiraz üzerine verilen kararda da ”idarenin farklı katsayı belirlemesine yönelik yapacağı düzenlemede belirleyeceÄŸi katsayının ölçülülük ilkesi dikkate alınarak eÄŸitim sisteminin yönlendirme esası gereÄŸi örgütleniÅŸ biçimindeki bütünlüğü bozmaması, alan/bölüm, mesleki eÄŸitim, genel lise eÄŸitimi gibi ayrımları ve yargı kararlarını geçersiz kılacak nitelikte olmaması gerektiÄŸi”nin vurgulandığı anımsatıldı.
İdarenin yargı kararları üzerine farklı katsayı uygulaması konusunda baÄŸlı yetki içinde bulunmasına karşın, bu katsayıların belirlenmesi noktasında takdir yetkisine sahip olduÄŸu vurgulanan gerekçede, ”Ancak bu yetkinin kullanımı da mutlak ve sınırsız deÄŸildir. Bir baÅŸka anlatımla uygulanmakta olan ve zaman içinde birtakım sonuçlar doÄŸurarak istikrar kazanan bir düzenlemenin deÄŸiÅŸtirilmesi ya da kaldırılması için hukuk düzeninde veya maddi olayda bir deÄŸiÅŸiklik olması gerekir. Yani önceki uygulamayı kaldıran ve yeni bir uygulama getiren düzenlemenin hukuken geçerli sebeplere dayanması gereÄŸi tartışmasızdır” denildi.
http://www.ygs-lys.net/danistay-yine-durdurdu